Prof. Dr. Hacı Ahmet Pekel: “Olimpiyat madalyası 15 yıllık planlamanın eseridir”

ANKARA – Gazi Üniversitesi Spor Bilimleri Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hacı Ahmet Pekel, Türkiye’nin olimpiyatlarda kalıcı başarı elde edebilmesi için kısa vadeli çözümler yerine bilimsel temellere dayalı, uzun vadeli bir spor yapılanmasının hayata geçirilmesi gerektiğini belirterek, “Olimpiyat şampiyonluğu bir organizasyon başarısıdır. Bir sporcunun zirveye ulaşması en az 10-15 yıllık planlı bir gelişim sürecini gerektirir.” dedi.
2024 Paris Olimpiyat Oyunları’nın ardından kamuoyunda altın madalya tartışmalarının yoğunlaştığını hatırlatan Pekel, asıl tartışılması gereken konunun madalya sayısından ziyade spor sisteminin yapısı olduğunu ifade etti.
Türkiye’nin genç nüfus avantajına rağmen olimpiyatlara katılan sporcu sayısının potansiyelin oldukça gerisinde kaldığını vurgulayan Pekel, şunları söyledi:
“Yaklaşık 87 milyonluk nüfusumuzun önemli bölümünü gençler oluşturuyor. Buna rağmen Paris Olimpiyatları’na yalnızca 101 sporcuyla katıldık. Almanya ise çok daha düşük genç nüfusa sahip olmasına rağmen 428 sporcuyla mücadele etti. Bu tablo, sahip olduğumuz insan kaynağını etkili şekilde değerlendiremediğimizi açıkça ortaya koyuyor.”
Prof. Dr. Pekel, uluslararası spor literatüründe kabul gören “10 yıl kuralı”na dikkat çekerek, bir sporcunun dünya ve olimpiyat düzeyinde başarıya ulaşabilmesi için çocuk yaşta başlayan yaklaşık 10 bin saatlik sistemli antrenman sürecine ihtiyaç duyduğunu belirtti.
“Özellikle olimpik branşlarda başarı, birkaç yıllık çalışmalarla değil, çocukluk döneminden başlayan 12-15 yıllık planlı bir gelişim modeliyle mümkündür. Yüzme ve jimnastik gibi erken uzmanlaşma gerektiren branşlar dışında, olimpiyat madalyası kazanabilecek seviyeye ulaşmak uzun soluklu bir hazırlık ister.”
Pekel, başarının temelinin ilkokul yıllarında atıldığını ifade ederek, beden eğitimi derslerinin ve temel spor eğitiminin yeniden güçlendirilmesi gerektiğini söyledi.
“Çocukların sportif yetenekleri erken yaşlarda keşfedilmelidir. Beden eğitimi yalnızca fiziksel aktivite değildir; aynı zamanda disiplin, özgüven, takım ruhu, fair-play, kazanmayı ve kaybetmeyi öğrenme kültürüdür. İlkokullarda beden eğitimi öğretmenlerinin yeniden sistemin merkezinde yer alması büyük önem taşımaktadır.”
2012-2013 eğitim-öğretim yılında ilkokullarda beden eğitimi branş öğretmenlerinin görev alanlarının daraltılmasının uzun vadede önemli kayıplara yol açtığını dile getiren Pekel, çocukların hareket alışkanlığı kazanmasının hem elit sporcu yetiştirilmesi hem de toplum sağlığı açısından stratejik değer taşıdığını ifade etti.
Sporcu gelişim basamaklarının bilimsel esaslara göre oluşturulması gerektiğini belirten Pekel, Türkiye’nin yaklaşık 9 milyonluk genç nüfusu içerisinde sportif yetenek potansiyeline sahip çocukların sistematik olarak belirlenmesi gerektiğini söyledi.
“Öncelikle geniş bir yetenek havuzu oluşturulmalı, ardından branş eğitimi, performans eğitimi ve elit sporcu gelişim basamakları bilimsel kriterlerle planlanmalıdır. Bu süreçte aile, okul, kulüpler, federasyonlar, spor psikologları, beslenme uzmanları, spor hekimleri ve performans ekipleri birlikte çalışmalıdır.”
Milli Eğitim Bakanlığı ile Gençlik ve Spor Bakanlığının ortak hareket etmesinin kritik önem taşıdığını vurgulayan Pekel, okul temelli spor modelinin yeniden yapılandırılması gerektiğini ifade etti.
“İlkokuldan başlayarak çocukların sporla tanışmasını sağlayacak güçlü bir sistem kurulmalıdır. Ortaokul ve lise dönemlerinde ise akademik eğitim ile sportif gelişim birbirini engelleyen değil, destekleyen bir yapıya dönüştürülmelidir.”
Türkiye’nin genç nüfus avantajının doğru planlama ile dünyanın en önemli sportif güçlerinden birine dönüşebileceğini belirten Pekel, sözlerini şöyle tamamladı:
“Her ülkenin spor modeli kendi demografik ve sosyoekonomik yapısına göre şekillenir. Türkiye de kendi gerçeklerine uygun, bilimsel temelli, uzun vadeli ve sürdürülebilir bir spor sistemi oluşturmalıdır. Olimpiyat başarıları günü kurtaran kararlarla değil; yıllara yayılan doğru planlama, eğitim ve sabırla gelir. Bugün atılacak doğru adımlar, ancak 10-15 yıl sonra olimpiyat kürsüsünde karşılığını bulacaktır.”










Henüz yorum yapılmamış.